14 Şubat 2009 Cumartesi

FaRe






FaRe




Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir samanlık faresi yaşarmış. Bir gün gelmiş, bu samanlık faresi artık karanık delikler ve saman çöpleri içinde yaşamaktan sıkılmış. Çıkıp insanlar gibigüneşli havalarda dolaşmak, çimlerde taklalar atmak, denizlerde yüzmek istemiş. Çok şeyler istemiş, boyunu aşan ve hiç mi hiç nasibi olmayan şeyler istemiş. Yalnızmış, ne konuşacak kimsesi, ne de akıl verecek büyüğü varmış. Bu bizim tez kanlı, deli canlı fare sonunda dayanamayıp kendini samanlıktan dışarı atmış. Az gitmiş uz gitmiş, dere depe düz gitmiş ve karşısına çıkan bir at arabasının arkasına atlamış. Yol boyunca hep hayeller kurmuş. Gideceği uçsuz bucaksız çimlikleri, mis kokulu deniz kenarlarını düşlemiş. Ancak bu yolculuk biraz meşakkatli imiş. Çokça kayalıklarda zıplamış, yağmurlarda ıslanmış ama hayalleri onu ısıtıp, hevesini canlı tutmaya yetmiş. Ta ki..
Ta ki, farenin hayellerini taşıyamayan at arabası devrilene kadar.At bir yana, araba da bir yana savrulmuş.Tahta tekerleğin altında karnı ezilip patlayan farecik ise, kendi kanında boğulup ölmüş. Taşıyıp durduğu hayalleri ise havaya savrulup, yaşayan diğer canlıların üzerine savrulup dağılmış..


12.01.09


23.34

2 yorum:

kurreder dedi ki...

hayal kurmanın sınırların dışına çıkmanın bedeli bu kadar ağaır mı.
farelere kıymayalım.

saba dedi ki...

zavallı fareler,
pardon insanlar :)