14 Şubat 2009 Cumartesi

FikirHane







Siyah&Beyaz:
Neden beyaz üzerinde siyah kaybolur. Kendisi değildir, hiç olmamıştır beyazın üzerine düştüğünde. Zayıf kalıverir güçlü sandığı tonuna rağmen, silik. Ama gel hele sen siyah üzerine beyaza da gör bayramını, çümbüşünü bu ikilinin; özellikle de siyahın. Onun borusu öter, hüküm sürer; vakarlı ve asil. Kapıp götürür karanlığına alıp, içine çekip.. Gözlerini alıştırır evvela, sonra beynini.. Sonra sarar aklını-fikrini ve nihayetinde de bedenini.. yazık.

O3.o4.o8
O1.o9

Rüzgar:
Adem & Havva’dan bu yana yaşamış, gülmüş, sevmiş, sevilmemiş, düşmüş, kalkamamış; hatta kaldırmamış ya da her daim ayakta olmayı başarmış, başaramamış, kanlı canlı iken toprağın ağlarına takılıp kemik tozuna dönüşen insanların ruhları; bedenden sıyrıldıktan sonra havaya yükselip süzülmeye başlamış. Daha sonra, doğanlar ve ölenler çoğaldıkça bu havada süzülen kütle genişlemiş ve canlıların ellerini, yüzlerini, saçlarını okşayan; kızdı mıydı havaya uçuran, hatta ve hatta bir araya gelip evlerini tarumar eden “rüzgar” olmuşlar..
Fırtına:
Bu ruh topluluğunun; yaşayanları kıskandıklarında, Yaradan’a isyan ettiklerinde hızlarını alamayıp yeryüzünde bozgunculuk yapma hali..

Bulut:
1. Kısaca bakınız “çiş”.
2. Kanalizasyon denize döküldüğüne, o engin sulara karışıp zamanla buharlaşır, lakin bu buharlaşma esnasında deniz suyunu insan dışkısından ayırt eden bir renk oluşur havada. Deniz suyu şeffaf iken, geri kalan kısmısı (bkz madde 1.) kendini hal değiştirerek gizleme çabasına girip ıkındığında “puf” diye beyaz hale gelip gökyüzüne takılır. Baktı ki gözden kaybolmak imkansız; tepede, şirin bir eda ile hiçbir şey olmamış, sanki insanoğlu ile hiç tanışmamış havasında gezinir durur. Ta ki, bu tavra kızan Yaradan, onu ceza olarak suya dönüştürüp; özüne, insanoğluna gerisin geri dökene değin..

19.o6.2oo8
13.35

Hiç yorum yok: