19 Nisan 2009 Pazar

Kuyu

Arsız kahkahaları sızıyor duvarlarımdan,
Komşunun,
Ve bozuyor huzurlu sessizliğimi,
Hatırlatıyor bir kez daha,
Vuruyor yüzüme
yalnızlığımı..

Artık anladım,
Direnmiyorum. Tanrı’nın kastı var bana,
Ya toprağında gezdim,
Ya da meyvesini yedim
Bilemiyorum o kadarını,
Ama anladım.
Gidiyorum bu diyardan,
Hevesim yok büyük laflar etmeye
Kapıları çarpmaya, ya da
Son bir bakış atmaya ardıma,


Heves öleli yıl,


ben doğalı gün olmamış henüz,




Çekip gidiyorum,
Kimsem de yok ya, neyse.
Gitmeleri gördüm bunca zamandır,
En iyi onu yaparım bi ihtimal,
Bilemiyorum o kadarını,
Ama gidiyorum.
Kapılar örtülmüş, masalar toplanmış
Bir sandalyeleri kalmış devrilmedik
Baş aşağıya,


Bir de ben,


Baş aşağıya..


Ya bu beni nereye bıraksam giderken?
Tanıdık biri, eş dost alır mı acep,
Yoklasam konu komşuyu
Çıkar mı bir taliplisi,
Temizdir, saf,
biraz da eli iş tutar hani
Kör değil, topal hiç değil,
Amma akıldan kusurlu,
Para vermeyin eline, sayması yoktur,


E be gülüm! Seni kimler saklasın.


Girip bir kör kuyuya yatasın,



Benden bu kadar.

Artık yalnızsın,

Sen de.




18.04.09
22:57

Hiç yorum yok: