3 Mayıs 2009 Pazar

papatya falı

Balkona çıkıp üst kattaki komşunun sarkıttığı nevresimleri kokluyorum. Mis gibi. Ama farklı. Her evin bir kokusu var, has. Bir tadı var, bir adı. Her evin bir tınısı var kendi içinde, bir yaşanmışlığı. Özel. Özendirir. Beni. Eriklerin saplarını kopartırken çıkan o “pıt” sesini, bir de komşunun nevresimlerini koklanmayı seviyorum. Sevgilimi seviyorum. Dünyayı sevmiyorum, sevmediğim bir gezegende yaşamak zorunda olduğum için (pek çok insan gibi..?..!..?..) mutsuzum. Ama içindeki bazı şeyleri seviyorum. Balıkları mesela, donuk gözlerini ve pullarını. Sevgilimle o balıkları yemeyi. Güneşi mesela, akşamüstü son kızıllığını saçıp bizi kandırırkenki halini. Bir de sürü halinde milyonlarca insanla aynı havayı teneffüs edip, aynı göğe bakmayı seviyorum. Kanımda var koyunluk, bazen koyunluğumla övünüyorum. Sevmek duygusundan pek haz etmem doğrusu. Aczi yeti çağrıştırıyor hep. Seni sevdiğim zamanlarda olduğu gibi. Sigara içmek gibi. Ona olan bağlılığımı sevmiyor, sinirliyken beni teskin etme kapasitesine hayran kalıyorum. Koyunluğumu mezbaha yolunda lanetliyor ama çimler üzerinde övüyorum. Bir gün komşunun nevresimlerini koklarken kaza süsü verip aşağıya atlama planlarım beni heyecanlandırıyor, seviyorum. Ama ayrı gayrı durma mülahazaları beni delirtip kaza süsüne meylettiriyor. Heyecanımı söndürüyor. Yastığa başımı koyup gece ölmelerine kaçmayı seviyorum. Beni başka âlemlere götüren rüyaları özlüyor, göremeyince uykularıma sövüyorum. İşkencesinden ürküp sabahlıyorum kimi zaman. Güneşin kör gözüne parmak doğup yüz buruşturmasını sevmiyor, gidişini özlüyorum. Kızılıyla. Etraftaki çitlerin yaklaştıkça dikenli olduklarını fark etmekten nefret ediyor, komşunun nevresimine tutunup üzerlerinden atlayasım geliyor. Sonra gene sen geliyorsun aklıma ve balıklar. Ev yapımı şarabın ağzımı mora boyamasını seviyor, burukluğu ile mest oluyorum. Ama aynı hevesle içip bitirdiğimde şişenin dibini görmekten nefret ediyorum. Güneşin batışından, sapların kopuşudan gayrı sonları sevmiyorum. Bitmişliğe, bitecekliğe, sonluğa ve yokluğa şahit olmaktansa, koyunları saymayı tercih ediyorum. Ve beni o alemlere götürmemeye and içmiş gecelere sövüyor, yarı ölü dalıyorum uykulara, sensiz.. ama, seni aklıma fırlatıp attığı için seviyorum, sensizliği.

1 yorum:

nadja dedi ki...

seviyor sevmiyor, seviyor sevmiyor, seviyor sevmiyor, seviyor sevmiyor,seviyor sevmiyor :(...