28 Kasım 2010 Pazar

Pırıl

Önce yağmur vardı,

Herkes cıvıl cıvıl, kalabalık.
Ekmek arası sevgi, bardakta neşe,

Hep toktuk.

Evimizin damından sinsice sızmazdı yağmur,
Kapıyı çalardı..

Öyle cesur!

Yüreğimiz yaylalar gibiydi, gülüşümüze güneşi kondurup da
Açardık kapıyı ardına kadar..


Sonra kar geldi; tipisiyle, soğuğuyla..
Biz gene kış güneşi gözlerimizle baktık birbirimize,
Ellerimize, sırtımıza..
Dayandık sıra dağlar gibi yıkılmaz-

Yamaçlarımızda top koşturan çocukları kolladık,
Çamaşır asan analara mandal tuttuk..

Hep çoktuk.

Deprem vurdu bir gece, dam geçti kafamıza,
Yağmur durdu, çalacak kapı bulamayınca
Dağlar tuzla buz.

Güneş kızdı, kızıla döndü..

Döndükçe döndü, ısıttı bizi-
Tenhalaştı sohbetler, gülüşmeler-kurudu
Ama sıcak!
Kızıla çalıyor günlerimiz şimdi,
Pırıl pırılız,

-yağmurun yıkadığı yürekler kir tutmaz imiş,

Tutmadı.




28.11.2010
15:25
sabuha.

23 Kasım 2010 Salı

Çünkü


Paylaşımın amacı; az da olsa, ara sıra da olsa birilerinin seninle paralel hissettiğini,
benzer şeyleri yaşayıp ortak duygulara sahip olduğunu görmek
ve mutlu olmak istemektir.
Mutlu olmayı arzulamak yemek içmek gibidir, sadece elle tutup gözle göremeyiz..
Kaçınılmazdır; ilkel ve olağan.
Yani paylaşım, mutluluk isteğinin refleksif tepkimesidir..

23.11.2010
sabtrilelli

22 Kasım 2010 Pazartesi

o halde


Bir dikişte içerken zaman kıymetlini;
akıntıda debelenme boşa,
at küreklerini !

22.11.10
sabtrikos.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Üzeyt

siyah üzüm
yuvarlanıp düştü eteğine
küçük kızın
kimse farkında değil
meraklı iki siyah zeytin
gözleriyle
süzdü ve irkildi
karalığı karşısında üzümün
kırmızı kurdeleli küçük kız
kimse farkında değil
ufak parmaklarını uzattı
dokundu siyah inciye
parlayan güneşte
kız gölgede
etek kızda
üzüm etekte
kimse fakında değilken yine;
yutuverdi siyah şeker topunu
bir solukta
kurdelesi rüzgarda uçuşan kız
buruştu tombul yanak
doldu inci gözler
aksırdı biraz
kaldı boğazında çekirdeği
ah zeytin ağacı!
kimse farkında değildi.

GUL SABA TAKA

Sen



Sen
bir yıldız geçiyor gözlerimden
kıpkırmızı, kor kırmızı, kan kırmızı
kırmızı.
tutasım geliyor, yakalayıp yutasım..
dilimde söndürüp,
yudum yudum kanasam..

kan. kıpkırmızı, kor kırmızı,
kor.
ışıltısını içimde saklayıp
onunla birlikte parlasam..
hiç sönmeden sonsuza uzansak diyorum.
işte böyle oluyor
sen bakınca içeri
benden içeri
GUL SABA TAKA

2 Kasım 2010 Salı

hiç

''Deja Vu’nun birde tam tersi vardır. Buna Jamais Vu denir. Sürekli aynı insanlarla konuşur, karşılaşır, aynı yerlere gidersiniz. Her seferinde ilk defa olmuş gibi hissedersiniz. Herkes her zaman yabancıdır. Hiçbir şey tanıdık gelmez.''


Chuck palahniuk/Tıkanma