25 Ocak 2011 Salı

Nü ?


"Nü" fotoğraf denince; akla sadece bayan figürleri geliyorsa, mesele aslında nü değildir. Nü, feminenin tekelinde yürütülen sanatsal çalışmalardan ibaret olmamalı. Sanat; evrensel duyguların bireysel bakış açılarıyla çeşitli yollardan dışa vurumu diye tanımlanabilir. Bu yollardan kimi müzik, kimi resim, kimi heykel, kimi roman, kimi de fotoğraftır.. Ama görsel anlamda, doğa ve hayvan manzaraları dışında zenginlik ve tatmin veren tek figür kadınmış gibi davranmak, erkeği göz ardı etmek olur. Pek yazık olur :)

19 Ocak 2011 Çarşamba

Aziz


İntihar eyleminin altında yatan sebep yaşama arzusudur. Hem de insanların genelinden daha kuvvetli bir arzuya sahiptir intihar eden kişi. Hayatını, şartlarını sorgular. Mevcut durumunu eleştirip memnun olmadığının farkına varır. Daha iyisini ister, bunun için düşünsel ve fiziksel anlamda şartlarını zorlar. Dener. Ta ki, son çare olarak; bu sahip olduğu şartlara daha fazla dayanamayıp bir yenisini elde etmek uğruna elindekini sonlandırmaya karar verene kadar. İntihar yeniden başlama uğruna yapılan bir fedakarlıktır. En kıymetliyi, daha kıymetlisi için feda-kurban etme girişimidir. Kutsaldır. Ve sadece fiziki yollarla yapılmaz. Bir benlikten ötekine geçiş, eski benliğin katili olup yenisini doğurmak gibi yaratıcılık isteyen bir sanattır.
_____________
Gül Saba Taka
*
Fotoğraf: Ömür Yılmaz
Model: gulsabataka

12 Ocak 2011 Çarşamba

Tembel Veli

Baba tarafım/sülalesi Of'ludur. Amcamın bugün çocukluğuna dair sohbet ederken anlattıklarından bi kısmını aktarmak istiyorum. Of'ta 1950'lerde babanemin yeni gelin olduğu zamanlar 2-3 katlı bahçeli evler çokmuş. Bu evlerin (büyük-köklü ailelerin evlerinin) bahçelerinde bir kenarda her daim kurulu bir masa olurmuş. Yolculuk edenler, fakirler yahut civardaki deliler gelip buralarda karınlarını doyururmuş. Evin gelini yahut hizmetlisi varsa bunlara hizmet eder, yemek verirmiş. Bi meşhur Tembel Veli varmış o yıllarda, aklı eksik, sokaklarda yaşayan bir deli. Mahalleli ile aralarında geçen ve tekerlemeye dönüşmüş meşhur da bir diyalog var;

Hey tembel Veli, Kız seversin?

-en güzeli..

Yemek yersin?

-5 lengeri..

İş Yaparsın??

- Ya koyver beni..


:)) İşte bu Tembel Veli aslında akraba-aile sahibi, yani kimsesiz değil fakat yerinde durmayan bir deli. Yani evde onu zaptetmek imkansızmış. O sebeple de kendisinden bıkan ailesi bunu kendi haline bırakmışlar.

Etraftan ona giyecek verildiğinde üstündekileri çıkartmaz, verileni üst üste giyermiş. Yıkanmadığı ve bakılmadığı için de leş gibi, kir pas içinde dolanırmış. Onun bunun bahçesinde sabahlayıp, gene onun bunun verdikleriyle doyururmuş karnını. Mahalledeki Eczacı Ömerin bir huyu varmış, işte asıl bunu anlatmak istedim. Eczacı Ömer, Tembel Veliyi ayda bir alıp dere kenarına götürür, anadan doğma soyarak derede onu iyice bi yıkarmış. Çıkarttığı kıyafetlerin hepsini de dere kenarında yakarmış. Tembel Veli üzülür, yanan kıyafetleri için ağlayıp bağırırmış. Fakat Eczacı Ömer çıplak kalan Veli'ye önce ilaçlarla bi güzel yara bere varsa dezenfekte edip pansuman yapar, sonra da iki dirhem bir çekirdek yeni kıyafetler ile giydirirmiş. Ömer bunu üşenmeden her ay yapar, sonra o kirlenen kıyafetleri yakıp yenileri ile Veli'yi giydirip sokağa salarmış. Of'ta Veli'yi tanımayanlar görünce, fötr şapkasıyla onu bir beyfendi sanarlarmış. Ta ki o yine üstü başı pasak içinde kat kat giyinip Eczacı Ömer'e yakalanana kadar..

:))


Ömer'in bu cesaret ve insanlığı örnek alınıp daha çok insan tarafından bilinmeli diye düşündüm.

11 Ocak 2011 Salı

dur


seni anlamayan insanların sayısı arttığında karamsarlığa düşüp kendini unutursun ve seni anlamayanları düşünmeye başlarsın, ötelenirsin, neden anlamadıklarını sorgularsın. bu süreç uzadığında bi bakmışsın ki kendini anlamayı, hatırlamayı bırakmışsın.daha da kötüsü kendine küsmüşsün. dur orda. geri dön, kendine. en başa. hatırla ve müsaade etme. seni senden uzaklaştırmalarına..

saba
________
11.01.11
23:55

4 Ocak 2011 Salı

anla!-yış


"Anlayış" tanıma ile beslenir. Yakinen tanımadığın şeye/insana karşı anlayış gösterememen doğal. Tanıdığına derya olursun; şefkatli-engin. Herkes, her şey kendi sınırları içinde anlamlıdır, haklı sebeplerden beslenir. Kendi kuralları vardır, onlara göre oynar. Sadece bunu bilsen, sırf bu bile seni anlayışa kendiliğinden eriştirir. Daha sen çağırmadan o kapında belirir..
_____________________
Fotoğraf: Ömür Yılmaz