13 Şubat 2011 Pazar

Fıkra


Her davranışın altında bir iyi niyet yatar. En haset insanın eyleminde bile bunu bulabiliriz.. İnsanoğlunun düşünme-davranma mekanizması buna ayarlanmış. Muhakkak olumlu bi sebepten/sebeplerden beslenir, yaptıkları kendince bir iyi niyete hizmet eder. Belki kendisi de farkındadır ya da değildir..

Türk filmlerinden biliriz zaten, klasik hikayelerden.. Hırsızlık yapar, annem hastaydı, ilaç parası için.. Bu ve benzeri örnekler aleni olanlar. Bir de davranışlarına bizim akıl sır erdiremediğimiz bir kesim var. Bunlar, herkesin günlük hayatında rastladığı türden tavırlar.. Biz sadece "hasta bu!" ya da "kafayı yemiş, psikopat" diye etiketleyip geçeriz. Üstünde düşünmeye, derine inmeye değmediğinden olabilir ya da kişiye kıymet vermiyor, yeterince merak etmiyoruzdur vesaire.. Ama üzerinde biraz kafa yorduğumuzda "aslında özünde iyi bi insan" demişizdir ya da diyeni duymuşuzdur. .

Mesela, kendini gereğinden fazla önemseyen insan (bkz kendini beğenmiş), başka birinin mutluluğunu yahut başarısını gördüğünde, hemen o durumun olumsuz yanlarını tespit edip eleştirmeye başlar. Ama şurası şöyle olmuş, bence bu açıdan bakılmalı, bu tarafı eksik kalmış vs gibi bardağın boş tarafına bakmaya şartlanır ve bunu dillendirmekten çekinmezler. Aksine haz alırlar. İşte tehlikeli yanları budur. Eleştiri illa olumlu olacak diye bir kaide yok çünkü... Fakat olumsuz eleştiriyi düstur edinip bundan zevk almak, insan ilişkilerini tehlikeye sokar. Hele de bunları ifade ettikten sonra karşı tarafın üzüldüğünü, bozulduğunu ya da kırıldığını görünce bu hazları ikiye katlanıyorsa.. Böyle karakterler, başkalarının mutluluğun keyfini sürmelerine müsaade etmezler, takdir edilsin istemezler. İlgi hep kendilerinde olsun isterler. İşte anahtar cümle buydu. Yani asıl istekleri aslında kendilerine yöneliktir. Başkasının mutsuzluğunu istemek değil de, kendi mutluluklarını üstün görmektir asıl mesele. Yani özünde iyi niyetten önce, özünde zayıf karakterli, cömert olmayacak kadar çiğ ve ergen ruhludurlar. Fakat bu çiğlikle doğru orantılı olarak da basit heva ve heveslere hizmet ederler.. Kendilerine..

-İşte bu yüzden bir sokak kedisi kadar muaftırlar suçlanmaktan.

Birazcık ilgi alaka görebilmek için yakınlarının arkasından konuşup çekiştirebilirler. Tam da bu ölçüde bir acziyetten bahsediyorum. Madde bağımlısı gibi, o istediği ilgiye ulaşıp memnun olmak adına vazgeçtiği değerlerden bahsediyorum. Bu gibi insanlardan korkulmaz, onlara sadece acınır. Acıdığın insana karşı öfke duyup sinir bozmak yersiz olur. Özündeki niyeti bildiğin müddetçe bu durum seni rahatsız etmez aksine güldürür..

Fıkra gibi.

Hiç yorum yok: