16 Ekim 2012 Salı

ötede

bir büyük çınar,
kaç asırlıktır dalları, kökleri.. bilmiyorum
tünemişler, tırnaklarıyla çelikten
kan damlıyor köklerine doğru
uzanıp deliyor toprağı
ve kırmızı soluyor ağaç-görüyor musun?
bana uzak
bana çok uzak

gülüşmeler var, birden fazlalar
seçemiyorum artık
kaç asırlık sağır bu kulaklarım.. bilmiyorum
melodiler, belli belirsiz, kesik kesik
bi bebeğin beşiğinden mi geliyor, ağlıyor mu
yoksa piano mu bu çalan
uzak uzak
-çalan

terliyor yapraklarından kırmızı kırmızı
ve tünemişler, tırnaklarıyla çelikten
en zayıf dallara hem de, en zayıflarına
leş yiyiciler
ama o ölmedi ki daha
ölmedi ki yaşıyor hala
benden uzak
benden çok uzak

kanatlarımı açamıyorum uçup gelsem
kaçamıyorum bi ses versem
örümceği ağına dolayıp köşemde beslediğim
o duasız, o nursuz günden beri açamıyorum
açılmıyor kanatlarım

bana uzak

hiç merak etmiyorum
izin verirken kayıp düşmelerine
kapıp götürürken çelik pençeler
sakinim-kendimden ötede

Hiç yorum yok: