27 Kasım 2012 Salı

Ey yağmur sonraları loş bahçeler, akşam sefaları..

Aaaaaaaaaaıııııııııığğğhhhhhhhhh! Evet geldim pisi pisi.. Mecburi istikamet. Korkuyorum yazmaktan, bi Allah'tan bi de yazmaktan. Belki de yazmak değil de, içimde uyuyanları dürtmekten korkuyorum. Neyse gelmiş bulunduk artık..
*
Hem; "Kim ne anlamış sanki mutluluktan! Ey yağmur sonraları loş bahçeler, akşam sefaları.. Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum." -Edip Cansever-
*
Kafa tatili dolayısıyla geldim, iş sezonu açılsın gideceğim buradan. Buralar bana göre değil. Yazdıkça batıyorsun, yazdıkça farkediyor fakat değiştirmiyorsun. Bu batak melankolinin kendine çeken, ruhunu soğuran bir girdabı var, kaçamıyorsun da şerefsizden. Kendine acıma duygusunun verdiği o müthiş öz güven. Ne ironik ve ne fena di mi.. Hahaha (burada i literally laughed!) O yüzden akıllı davranıp tam dozundayken kaçmak lazım koşaraktan.. Öyle yapıyorum ben.

5 Kasım 2012 Pazartesi

mama

bazen ağlamamak (ağla-ya-mamak değil)

ağlamamak,

en kuvvettli, sarsıcı ve yıkıcı

-hani şöyle çığlık çığlığa-katıla katıla

yapılan ağlama ayinine dönüşüverir.

anlamadan, ağlamadan.