31 Ocak 2013 Perşembe

Yumurtalar

-Sonra geç oldu,

 ikimiz de gitmeliydik ama Annie`i gormek yine de iyiydi. Onun ne kadar harika bir kız olduğunu düşünmüştüm, onu tanımanın güzel olduğunu ve aklıma o eski fıkra geldi hani adam doktoruna gider de “doktor kardeşim fıttırdı.” der “kendini tavuk sanıyor.” Doktor da ona “ee? getirseydin ya tedavi ederdim.” deyince adam: “iyi ama doktor yumurtaları çok işime yarıyor.” Galiba ben insan ilişkileri hakkında aynı şeyi hissediyorum. Çok akıl dışı, mantıksız hatta saçma olduklarını bilseniz de sürdürmeye çalışıyorsunuz; 
çünkü hepimizin yumurtalara ihtiyacı var.


'' Replik - Annie Hall (1977) ''

28 Ocak 2013 Pazartesi

Çay Bardağı

- Çayınızı nasıl alırsınız?
- Düş manzaralı olsun lütfen
- Çay mı?
- Hayır. Bardağın içindeki…
- Ama ben size çayı nasıl alacağınızı sordum…
…- Bir bardak çay getirterek sizi basitleştirmemi mi yoksa bardağın içine bir düş sığdırarak yüceltmemi mi istersiniz?


Garsona doğru döndüm sonra:

- Pardon müziğin sesini kısabilir misiniz biraz?
- Efendim müzik çalmıyor ki şuan.
- Dün gece çaldığınız müzik hâlâ yankılanıyor demek. O zaman dünün sesini kısabilir misiniz?
- Efendim dünün olması da mümkün değil. Biz dünleri sabah erkenden paketleyip bayiye bırakıyoruz.
- O zaman yarın çalacağınız müzik beni şimdiden rahatsız etti. Lütfen yarın kısın sesini…
___________
Y. Bektaşoğlu

27 Ocak 2013 Pazar

Aşknâme

-Sanık, ayağa kalk. Pazar sabahı saat 08:00 sularında Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda sek sek oynayıp, 5'ler bom'a geldiğinde ise avazın çıktığı kadar “Sevgiliyi hayatından daha az seven aşığa lanet olsun..” diye tek ayak üzerinde bağırdığın doğru mu?

*Evet hâkime hanım.

-Üstelik sözler de sana ait değilmiş, İskender Pala'dan alıntı yapmışsın, buna ne diyeceksin?

*Doğrudur hâkime hanım. Ben fakirin ne sözü olur ki desin..

-Yaz kızım; İkâmet: Bakırköy, Meslek: Âşık. Gereği düşünüldü;
Sanığın bundan sonra İskender Pala okumamasına, Pazar sabahları 12'ye kadar uyumasına ve müebbet olarak 5'ler boma gelince susmasına karar verildi.



"Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşkınla hasta ama aşk sayesinde sıhhatteyim."

"Gülüm, nergisim, nesterenim, güzeller ve güzellikler şahım, âşık ağlayan olur derler, bağışla bunca cüretsiz sözlerimi... "

İskender Pala / Aşknâme

Günah

Onu bunu bırak, banyoda ellerimi kurularken öylesine kafamı çevirdim

ayna

göz göze geldik, birden şaşırıp durdum. Havluyu bıraktım, yüzümü döndüm aynaya. Biraz bakındım, yaklaştım sonra. Daha fazla bakındım, inceledim sağımı solumu,

Gençmişim yahu ben. Bayağı güzelmişim de üstelik.

Yemin ediyorum hem sevindim hem şaşırdım.

Sonra şaşırmama üzüldüm.


Ey benim güzel Allah'ım, bir kaç saniyede insan bu kadar çok duyguyu karıştırıp içer mi?

Bi dikişte? Fondip? Shot?

Günah ulan.



Zehretme Hayatı

'Z' ehretme hayati bana cananim
'E' lemlerle doldu benim her anım
'K' ederimle yanıp sönse de canım
'İ' nan ki ben sana yine hayranım

Zeki Müren’in ilk bestesi. Akrostiş sanatı yaparak dizelerin ilk harflerinden kendi ismini oluşturmuş.

Makam: Acem-Kürdî ♥


B' ah 'ar

Baharda doğan kadınlar yeni olurlar hep, 'yağmur sonrası' kokarlar, renklidir gülüşleri..

İçin açılır..

Sevecen, şefkatli, anaç olurlar. Hayat verirler bi kere.. Hem de karşılık beklemeden. 'Doğa'dırlar işte, doğaldırlar.

Ama kıştan çıkmışlıkları durur ellerinde, yüzlerinde, sırtlarında, beyaz sırtlarında.
Sevin işte onları ..

Diyeceğim o ki; kıymayın.



26 Ocak 2013 Cumartesi

The Pianist


Çok ömrümüz varmış gibi,


Bir de beklemeyi öğretiyor bize hayat.

-

               

25 Ocak 2013 Cuma

Mâlum

Bilemeyiz, hiç bilinir mi? 
Büyük bi bilinmezlik abidesi herkesler başlı başına. 
Ne mâlum o konuşanın içinde belki deniz, belki nehir? 
Ne mâlum beriki çölleri aşmıştır yahut dağları? 
Nereden bileceksin dün aç mı yattı ya da yattı mı? 
Bilemeyiz, hiç bilinir mi? 
Tek bilinen bilinmeyene ustaca bilgiçlik taslamaktır, 
-çocuklardan beter.

Çocuklar hiç değilse saftır.



sab.

24 Ocak 2013 Perşembe

Hâl Bu Ki

Boşluğuma çalışıyor bu sessizlik,
Zayıf yerlerimi kolluyor sınır komandoları

Hâlbuki geçmeyecektim ben,

Yürüyorum yalınayak bırakın
Az durun da başım göğe kalksın şuncacık yolculuğumda

Hatta selâm verirdim size ben, 
Sonra onlara, şunlara, o ötedekilere de.. 
Belki çıkınımdan bölüşür, mataramdan paylaşırdım..

Az durun da!
Geçmiyorum o yana ben, korkmayın. 
Yürüyorum yalınayak, inanmazsanız üstümü arayın
Zaten hep altıma kaçırdım, siz üstümü arayın..


Sabtrikos

23 Ocak 2013 Çarşamba

Tutunamayanlar

“Piyano çalmayı çok isterdim,” dedi donuk bir sesle. “Şimdi piyanoya oturur, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı, acılarımı tuşlara dökerdim.

Bazen şiddetli, bazen yavaş basardım onlara. 

Kim bilir ne ince ayrıntıları vardır o dokunuşların? 

Kelimeleri daha önce öyle kötü yerlerde kullanıyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. 

Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var.”

Oğuz Atay 

21 Ocak 2013 Pazartesi

gene Halil Cibran

Söyle bana, Sevgili Dostum, söyle, bu dünyada ruhunun dilini anlayan kaç kişi var? Merak ediyorum, seni sessizliğinde dinleyebilen, ya da sükunetinde anlayabilen ya da diğer evler arasındaki bir evde onun önünde otururken yaşamın kutsallıklarının en kutsalında sana eşlik edebilen birine kaç kez rastladın?
Söylemek istediğim sözleri sessizliğin ta yüreğine koyuyorum, çünkü sessizlik tüm sözlerimizi sevgiyle, hevesle, inançla saklar. Ve sessizlik, Sevgili Dostum, dualarımızı ya her nereye istediysek oraya taşır, ya da Tanrı’ya ulaştırır.
Tüm insanlar içinde ruhuma en yakın olanı, yüreğime en yakın olanı sensin, ruhlarımız ve yüreklerimiz asla kavga etmez. Sadece düşüncelerimiz kavga eder ve düşünceler sonradan edinilir, çevreden, çevremizde gördüklerimizden, günlerin bize getirdiklerinden kazanılır; oysa ruh ve yüreklerimiz, düşüncelerimizden çok önce içimizde yüce bir özce oluşturuldu biliyorsun…

18 Ocak 2013 Cuma

-ebilir


Gitmenin de kendine has bir mevcûdiyeti var.
O da bir varlık.
Tüm varlıklar Allah ile var.
O halde gitmek de Allah ile olur.

Yani gidinilebilir.



Karanlığın Gözleri

Bir şiirden 3 roman, 2 film, 5 öykü çıkar mı? Çıkar. Şiir bu sebeple hem kolay hem zor olandır, bu sebeple yine kıymetlidir, seveni az, kıymet bileni nadir, yazmaya çalışanı pek çok ama yazanı az olur.
Sözü Ümit, Yaşar ve de Oğuzcan abilere bırakıyorum.


**
şimdi yoksun
seni düşünebilirim artık
tutar ellerini öperim uzun uzun
kimseler ayıplayamaz beni
yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar

işte gözlerin işte dudakların
senin olan ne varsa karşımda duruyor
ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına
ve hoyrat ellerimle seni
her gün biraz daha güzelleştiriyorum
bütün resimler sana benziyor

hayret
bütün aynalarda sen varsın
nereye gitsem peşimden geliyorsun
şimdi sigarasın dudaklarımda
biraz sonra beyaz bir kağıt
ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın
kimse yokluğunda bunca sevilmedi
kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar
saçların böyle daha güzel
sen daha güzelsin
gelecek mutlu günlerin ışığında
her şey daha güzel

ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış
yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
ve seni bin yıl daha
ayrılıklar içinde sevmek isterdim

umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
hiç gelmeyeceksin sanıyorum
o zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi
yalnızlığımdan utanıyorum...
beni sevmesen ölürdüm 



beni sevmesen çakıl taşıydım şimdi

beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım
kördüm bir at kadar
ölümden acıydım,ölümden beterdim
beni sevmesen
dünyayı bütün insanlara zindan ederdim
beni bunca saracak ne vardı,kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı güzelliğini hiç bellemeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim...
Belki karşımda değilsin,yanılıyorum
bu gözler senin gözlerin değil
aldatıyorlar beni
karanlığın gözleri olmalı bunlar
bana böylesine keder veren
gülmeyi,yaşamayı haram eden
bir karanlığın gözleri olmalı...

Öyleyse sana hiç yaklaşmayacağım
Yalan bu geçici sevinç,bu nur,bu ışık
bu karanlığın ortasında yanan alev gözler
bu bir kadeh içki aydınlık

Ne dedimse inanma!
Seni değil kendimi kandırıyorum
Sen istediğin kadar varlığın kendisi ol
Ölümsüzlüğün ta kendisi
Ben günden güne yok olmaktayım
Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana

Anlamıyor musun?
Gökyüzü güneş olsa
Sende karanlıktayım . . .

Ümit Yaşar Oğuzcan

14 Ocak 2013 Pazartesi

Sudaki Köpek

Vaktiyle adamın biri Sûfi Ebû Bekr-i Şiblî 'ye (Ö. 945)

– Bu yolda ilk önce kim sana kılavuz oldu, diye sordu.

Şiblî şu cevabı verdi:
– Bir gün su kıyısında bir köpek gördüm. Öyle susuzdu ki bir zerrecik takati kalmamıştı. Suda gördüğü kendi aksini başka bir köpek sandığından korkuyor, su içemiyor, su kıyısından kaçıyordu.
Nihayet susuzluktan perişan bir hale geldi. Dayanamadı, birdenbire kendini suya attı. Böylece korktuğu diğer köpek kayboldu, gözünün önünden gitti. Yani düşmanı yine kendisiydi, o an ortadan kalkıverdi.
Bu hakikat bana böyle apaçık görününce iyice anladım ki nefsim bana perde. Bunun üzerine kendimde fani oldum, nefsin arzularını terk ettim ve işim yoluna girdi. İşte bu yolda bana ilk önce bir köpek böyle kılavuzluk etti.

Ey oğul! Sen de kendi gözünün önünden kalk! Sana perde olan sensin. Sende bir kıl kadar varlık kalsa ayağına ağır bir zincir vurmuş demektir.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Yenilgim

..

"Yenilgi, yenilgim, benim gözü pek yoldaşım, 
Sen benim şarkılarımı, haykırışımı ve sessizliğimi işiteceksin, 
Ve senden başka hiç kimse kanatların vuruşunu konuşmayacak benimle, 
Ve denizlerin, 
Ve geceleyin yanan dağların kışkırtıcılığını; 

Ve sen sarp ve kayalık ruhuma tek başına tırmanacaksın. 

Yenilgi, yenilgim, ölümsüz yiğitliğim, 
Sen ve ben fırtınaya birlikte güleceğiz, 

Ve içimizde ölen her şey için mezarlar kazacağız,

Ve güneşin altında istekle dikileceğiz, 
Ve biz tehlikeli olacağız.”


Halil Cibran

Asaf mı?

Asaf mı dedi biri?
-Hiç Sevmem! ;)


unutturmayacağım, seni yaşatacağım, 

kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım, 

her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça 

sen evreninde sana seni aratacağım.

Ö.A.

6 Ocak 2013 Pazar

İçimizdeki Şeytan

Bugün Sabahattin Ali'nin bir başka kitabına başladım. Daha iki sayfa olmadan kalem arandım, çizmek için. Acaba üst üste okumasam mı, ne etsem.. Kafam bu hususta biraz bulanık, gene de akışa bırakıp sayfalarda gitmeye devam ediyorum..
Hâlbuki kitapların arasında süre olmalı, birini iyice sindirmek için en az 3-4 gün geçirmek, üzerine düşünmek lâzım gelir.. Ben öyle alıştım. Alışkanlıklarımın değişip durmasına da alıştım ya, neyse.. Var bi bit yeniği..

***

"Sen dünyada ne kadar antikalık yapmak istersen, hayat da önüne o kadar gündelik hadiseler çıkarıyor. Korkuyorum ki bu, ömrünün sonuna kadar böyle devam edecek ve sen dünyanın parmağını ağzında bırakacak bir iş beceremeden rahmet-i Rahman'a kavuşacaksın" 

diyor Nihat, Ömer'e. 

İçimizdeki Şeytan / Sabahattin Ali

5 Ocak 2013 Cumartesi

Çizdiklerimden

"Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince; insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım." 


"Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu.."

"Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidi kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm."

"İnsanlara kızmama imkân yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi?

..hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, âdeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi. "



Kürk Mantolu Madonna

anlat heycanlı oluyo


2 Ocak 2013 Çarşamba

My Dear

It's not the gifts, the songs, the poems or kisses,

                                                                                    It's about the look on your face and the tone of your voice,

My dear..

Aşk mı dediniz..

Bana göre aşık öyle olmalı ki,

Şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın;

Her tarafta kıyametler kopsun ..
Cehennem gibi olmalı, 
Cehennemi bile yakıp yandıracak bir gönül istemeli ...

Ki o gönlün önüne iki yüz deniz çıksa, 
Hepsini de yaksın, yandırsın ... 

Onun tek bir dalgası bilindik denizlere taş çıkartsın. 

Şems-i Tebrizî

incir

-Sen bunu zaten atlatamamıştın..


- E evet, elbette. Bu durumda daha da hassas olmak gerekirdi, değil mi? Dost dediğin ne yapar? Sen  ocağına incir ağacı dikene teşekkür ediyor, incirlerinden yiyorsun. Ağaç güçlü, yayılıyor, ev yıkılıyor.. Sen karnın doyurmak peşinde..

Doğru, ben bunu zaten atlatamamıştım.