18 Mayıs 2013 Cumartesi

Bir tat - Bir doku

Bir kadını herkes sevebilir. Ama herkes büyütemez. Aşkı taze tutmak, kelebeği avcunda tutmaya benzer. İncinmemesi için emek gerekir, sabır gerekir. Aşk, iki kişinin doğmamış çocuğudur. Doğmamış bir çocuğu besler, büyütürsünüz. Sevgi, şartsız tahliyedir. İçinde mahkûm ettiğin teslimiyeti, bir insana adarsın. Ve bir insan, ön sözü olmayan kitap gibidir. Öyle bir kitap ki bu, yaşadıkların ile kendi hikayeni içine yazarsın.

Selim Işık 


Turgut Uyar

sen

hatırlat da haziran sonlarında çocukluğumu yakalım

sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi

o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?



sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.



Ah Muhsin Ünlü

16 Mayıs 2013 Perşembe

Talael Bedru Aleyna




Ay doğdu Üzerimize 
Veda tepelerinden
Şükür gerekti bizlere
Allah'a davetinden

Sen Güneşsin Sen Aysın
Sen nur üstüne nursun 
Sen Süreyya ışığısın
Ey Sevgili Ey Resûl

Ey bizden seçilen elçi
Yüce bir davetle geldin
Sen bu şehre şeref verdin
Ey sevgili hoşgeldin..

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Bilenler bilmeyenlere anlatsın..

Hadis ya da hadis-i şerif; İslam peygamberi Hz. Muhammed'in sözlerine verilen addır. Bu tabir diğer peygamberlerin sözleri için kullanılmaz, Resullullah'a hastır.

O'nun sözlerini ezber edip- hıfzedip nakil edenlere "Rav'i" denir. Hadis paylaşımında yazan isimler; Buhari, Tirmizi, Beyhaki vs .. bu ravilerden derlenen hadis külliyatlarını hazırlayan büyük fıkıh alimleridir.. Paylaşılan sözlerde, alta bu isimlerin yazılmasının amacı, kaynağı belirtmektir.

Örneğin;


Yani, bu söz Tirmizi'ye ait değildir. Resulullah'ın sözüdür, Tirmizi hadis külliyatının derleyenidir.

Yanlış anlaşıldığını gördüm bir kaç yerde, not düşmek istedim =)


Ayrıca, hadislerin derlenmesi ile ilgili kısaca bilgi edinmek isteyen şu notlara bakabilir;

http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/168280/fawa.html


11 Mayıs 2013 Cumartesi

Dip not:




İtiraf ediyorum. Hepsini atamadım.

**Mitoloji notlarımı, Plath'ın Ariel'i - journali ve Poe'lu short stories'i sakladım.

10 Mayıs 2013 Cuma

b. keskin

kapı

geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,
ama nereye geçersin benden ben bilemem.

dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,
dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.

dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,
şu ağaçlar gibi kederli.

açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm
gelenler kadar gidenleri de,
hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,
hani bahçe?

biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu..
duruyor hala bende.

kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim
kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?
en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,
çok istedimdi.

bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,
sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye
gıcırdandım takatsız.

gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!
biri gelse, biri görse, şimdi,
rüzgar sallıyor beni...


ah bir ataş ver..

"kar havası gibisin dışarda
içimde elmanın dişlenişi"

**
"...

sen güzel insansın
herkes biliyor bunu
yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum


utanma! ayıp değil ki bu
bak ben utanıyor muyum?
kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara."






Birhan Keskin

8 Mayıs 2013 Çarşamba

dün

dün üniversitede edindiğim tüm edebiyat kitaplarımı, milyon dolar değerindeki ders notlarımı ve bilimum benzer şeyleri attım.

not düşmek istedim.

senelerdir lazım olacak diye saklıyordum fakat düşündüm de,
lazım olsa bile faydası olmuyor. adamı al aşağı ediyorlar bunlar, lüzumsuz.

dangalak

Rahmetli halam şöyle derdi; "Akıl, akıl.. Gel s*kime takıl." Karadenizliyiz de biz. Biraz hırçın ve dobra bir ailem vardır. Vardı. Var.

Neyse, konumuz bu değil.

Konumuz nedir Allah aşkına? Allah aşkı? ?!

büyük harf için şifte basmaktan da yoruldum artık yeter. sigara ne iyi, zaman öldürücüdür. yarabbim, olmasa neyi yakıp içimize sokacak, soluyacak ve de dışarı üfleyecektik.

EYLEME BAK!

yakıyosun, içine çekiyorsun, dışarı atıyorsun. mütiş üçlü.

bu sebepledir ki, benzer hazzı veren, elde etmesi günlük ve kolay başka bir muadili olmadığı sürece sigarayı içeceğim. bundan sana ne?

Konumuz bu değil.

Bu arada, sigarayı bırakalı 2 ay olacak, sigarayı bırakıp tütün sarmaya başladım. yeni bir eylem oldu, can sıkıntısına iyi gelir, sana da tavsiye ederim. hem uğraş oluyor, keyifli, hem de diğeri gibi habire hazır paketten çekip içmediğin için fazla içemiyorsun, balgamı tükürüğü yok, geniz akıntısı yapmaz, sabahları mis gibi uyanırsın, ve de vinston-lucky strayk gibi leş kokusu ve diş sarartması da yok.

Ne yaptın kızım, tütüncü dükkanın mı var, bu ne reklam ?!

Neyse, konumuz bu değil.

                                                                                                                   Ara Kafe- Mexico usûlü çiko

gene şiftle büyük harfe geçmişim. görüyorsun ya, şekil takıntısı malum, kolay kolay aşılmıyor.
pekçokşeygibi.


neyse, konumuz bu değil.

konumuz yok be dangalak. hala anlamadın mı. konusuz film bu.

hard core yaşıyoruz.

konu bulup da canımızı sıkmaya gerek yok. otomatiğe bağlayınca acının tadından yenmez. tatlı da daha bir tatlı gelir.

yorumlamam budur.