7 Ekim 2013 Pazartesi

dur yoksa

tekrar ediyorum, hüzün sonsuzdur.

hüzünlenip derinlere dalmak, kendini yok etme arzusuyla son bulur her seferinde. sonsuz olan hüzün, sonlu eylemlere gebedir. insan için iyi değil, hiç değil. ya da duygusal insan için diyelim. çünkü kimisi hüzünden beslenip onunla zirveye ulaşabilir, yaratıcılığın zirvesine, yazar çizer paylaşır ve çoğalır

ama o ben değilim.

hüzün hep o sona götürüyor kolumdan tutup.
o sonsuz hüzün, o haz veren işkenceci köpek, alıp götürüyor işte, gitmeyeceksin, dur.
dur yoksa ateş ederim.

1 Ekim 2013 Salı

ingilizce fiil çekimleri

i suffered a lot
i have been suffering
i still suffer
i will suffer

ölüm ? öhöm.

Geçen akşam durduk yere başıma korkunç bir ağrı girdi. O kadar ki, ölümcül bir hastalığım olduğunu düşündüm. Müsait olsam çığlıklar atacak, haykırarak ağlayacaktım (-ki normalde canı tatlı biri değilim) fakat müsait değildim ve yutkunmakla yetindim. Acıyı yutma eylemini fiziksel olarak da tecrübe etmiş oldum.

Neyse, öleceğimi sandım, o akşam, bütün gece, yakında öleceğim diyip durdum kendi kendime. Bu tür şeyleri başkalarıyla da paylaşamazsın, kuruntu yaptığını sanarlar, nitekim öyle de olursa komikliğinle kalırsın.

Ne diyordum, öleceğimi sandım. Sanki daha evvel sanmadım mı, elbette sandım ama bu sefer çok yakından, burnumun ucundan baktım o duyguya, pek hoş olduğunu söyleyemem ama öyle merak uyandırıcı, öyle huzurlu ve de aynı zamanda öyle panik bir duygu karmaşasıydı ki..
Bir daha yaşarsam zaten ölürüm heralde.

Ne diyordum, öleceğimi sandım ve durup düşündüm.. Şayet yaşarsam neler yapardım diye hızlıca bir film çektim zihnimde; çalışırım, bir kaç tatile daha giderim, akraba ziyaretleri, yemekler, gezmeler, filmler, şiirler, şarkılar, sonra biraz yaşlanırım, belki çoluk çocuğa karışmış olurum, sonra falan filan.. Yani özetle, ölünce çok da bir şey kaybetmem diye düşündüm. Aksine, aile eşrafından epeyce özlediğim rahmetlilere kavuşurum, hasret gideririm dedim. Ama sonra 4 yaşındaki yeğenim geldi aklıma, onun büyüdüğünü göremeyeceğimi, ilerde yanında olamayacağımı düşünüp ağlamaya başladım. Kendimi durduramadım ve dua ettim. Hemen ölmiyim, yeğenim büyürken orda olayım diye dua ettim.

Bu, masum bir şeyi koruma, sahiplenme çabasıydı belki de.. Ya da geleceğe dair temiz bir sayfanın getireceği bilinmezliklere erişme merakı.. Belki de sadece kaş-göz sevdası, süt kokusu..

Ama en çok, masum ve saf bir şeyleri koruma, sahip olma çabasıydı.

Ölüm masum değildi, karanlık ve pisti. Sırtına yüklediğin geçmiş çuvalı ile toprağın altından nefes almaktı ,

belki de,

ölüm yeni bir mekandı ve benimki,

yeniyi reddetme arzusuydu,

yeniye olan bezginlik, isteksizlik.


Ölümün zoraki bir varış olduğu alemde, bu belkilerin hepsi anlamsız, ha öyle, ha böyle..

Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm..

ooooooooofff gidiyorum tmm.


Ama gitmeden;

şu parçayı bulana kadar "imanım gevredi" :)
http://myfreemp3.eu/music/gabriel+yared+a+beautiful+dream