20 Aralık 2014 Cumartesi

Dan!

Konuşmayalım
Sen gel benim bebeklerimi al
Karşılığında tek tabanca yeter

Sen göm benim bebeklerimi al
Bir su tabancasına değer

Gülüşmeyelim susuşmayalım
Ve hatta sarılmayalım ateşin başında

Sen at benim bebeklerimi yak
Karşılığında tek tabanca yetti
Önüm arkam sağım solum sobe!
Nerdesin yine
Nereye girdi saklandı çocukluğum

Ortasındayım sokağın,
Hava karardı, küller soluğuma katıldı
Dan!
Tek damla yetti.

Hadi git, annen çağırıyor.


20.12.14

3 Aralık 2014 Çarşamba

Kaç

Ben seni seversem çocuk olurum
Kaç çocuk öldü burda hatırlar mısın?

Kaç yalancı güneş sokağı ışıttı da
Oyuna çağırdı kışın ortasında
Kaç çocuk zatüre saydın mı

Tencereler tüttü,
Masalar sere serpe yayıldı da
Kaç çocuk aç karnına yattı gördün mü

Ben seni seversem çocuk olurum
Çok çocuk olurum

Oyuncakları paketinde
Yüksek rafları süslerken
Kaç çocuk düştü balkondan duydun mu

Ah be çocuk,
Kaç be çocuk,
Çok çocuk.


03.12.14

9 Kasım 2014 Pazar

Eskiler

Yokluk diyorum İbrahim,

Yokluğun, özlemin, acının sihirli birleşkesi,
İksiri..

Onu içenler iflah olmaz der eskiler.
Neden?

Onunla beslenen başka şeyle doymaz derler
Neden?

Onu bilen ötesine inanmaz derler,
Ah şu eskiler,
Eskiler.

Yokluğu yaşayan başka bir hayat yaşayabilir mi
Yokluğu yaşayan varlığın karşısında soluklanabilir mi

Yokluğa , yokluğu, yoklukta..

Yokluk sevdiğini İlahlaştırır İbrahim,

Yokluğa dikkat et.
İlahlara dikkat et.

09.11.2014


"İbrâhîm
içimdeki putları devir elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"
-Asaf Halet Çelebi-

22 Nisan 2014 Salı

İncelikli Hayta

Ayıp olmasın diye yaşıyorum.. 

Annemin doğum sancısına, babanemin dualarına, kardeşimin tebessümüne, ablamın kanatlarına ve babamın son nefesine ayıp olmasın diye.. 
Halamın her şeye inat çınlayan kahkahasına, sigaramın dumanına, çayımın rengine ve hatta okumadığım kitaplara ayıp olmasın diye..

Sana ayıp olmasın diye yaşıyorum. Bir de Bach'a.

6 Şubat 2014 Perşembe

stairs

İnsanın hayatında sıkılacağı, canını sıkacak pek çok şey var. Hiçlik de buna dahil olsun.
Aynı oranda da, sıkıntısını giderebileceği çok şey var. Meşgale, istemediği kadar..
Peki sıkıntı kafadaysa? O zaman derler ki, kafanın içinde bir merdiven varmış, onu bulmak gerekliymiş. Hani şu başı sonu belli olmayan, göz yanılgısı ya da hipnotik resimlerdeki döne döne inen(ya da çıkan) renkli merdivenler.. Belki de renksizdir. Siyah beyaz da olabilir. Ya da sırf beyaz. Ya da belki sırf siyah, simsiyah. Sen hala okuyor musun?

ohooo




Yalnız değildi.

Hırçın bir yağmur eşlik ediyordu adımlarına. Ve yağmurun aksine o,
oldukça sakin, dingin ve sessizdi. Dolaşmaya çıkmış bir ihtiyarın hızı vardı yürüyüşünde.. Ya da nereye gittiğini bilmeyen bir ayyaşın.. Hiçbir şey düşünmüyor yalnızca ayaklarına bakıyordu. Yüzünde tebessümle yoğrulmuş bilgiç bir ifade vardı. Şapkası, kulaklarını örten bir kürk şeridiyle çevrelenmişti. Tüylerin altından uzun uzun göğe baktı ve şöyle mırıldandı; "ne yağdın be amk."

25 Ocak 2014 Cumartesi

Oğuz Atay - Korkuyu Beklerken

İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı.
Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar.
Ya da hiçbir şey çıkmaz.

Murathan Mungan

Kırılgan bir çocuğum ben.
Yüreğim cam kırığı.
Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı.

Saldırgan diyorlar bana,
Oysa kırılganım ben.
Gözyaşlarım mücevher; saklıyorum herkesten.

Ürküyorlar gözümdeki ateşten,
Ürküyorlar dilimdeki zehirden,
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen, gözükara cesaretimden.

Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?

Bir yanım çılgın nar ağacı,
Bir yanım buz sarayı.

Ali Lidar

"Ne çok hüzün var sahi…
Sabahtan başlıyoruz hüzünlenmeye,
koca gün yetmiyor.
Ertesi güne devrediyoruz bazı hüzünleri."

Kuru Kalabalık


“İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve gelişigüzel biriyle yatmaktan ibaret farzedeler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların akılları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kâfi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir, halbuki insanın bir de aklı vardır ki, yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan bir takım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever. Düşün, dünyada yalnızlık kadar feci bir şey var mıdır, Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu…”

Sabahattin Ali
Eşi Aliye'ye hapishanede yazdığı mektuptan, 1935.


20 Ocak 2014 Pazartesi

ben bunu daha evvel de yazdım buraya.

O bir çay istemişti, trenin içinde
Biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
Ben yalnız kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

Aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin.

O bir dile sığınmıştı, sözü içinde
Yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde
Ben eski kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!

Düşü geçtik, kendine bakabilirsin.

O bir bende kırılmıştı, hayli içimde
Issız otağ kurulmuştu, canım içinde
Ben kime kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!

Kimi geçtik, kimseye sorabilirsin.


Haydar Ergülen, İç Nefes

Kürşat Başar - Başucumda Müzik

Bazı insanlar başlanmışken bitirilmek için okunan kitaplara benzer. Sonunda ne olacak diye merak edip okursun ama sonunda hiçbir şey olmaz.



Leyla Erbil

"Birisine anlatmak da ucuzlatıyor ya işi, ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi? En iyisi susmak."




18 Ocak 2014 Cumartesi

tren de olsun

Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak..

Franz Kafka


17 Ocak 2014 Cuma

Tom Abi Bekler.

Bu kaçıncı çay bardağı bilemiyorum
Tadı kaçtı artık, kaçırdım mı, o mu kaçtı, her ne ise. keyifsiz.
Ne yapsan keyifsiz kapısına çıkıyorsan, yazmaya başlıyorsun hah!

Yazmak bir nevi keyif aracı mı? Keyifsizlik anında kaçıp sığınılan bir şefkat kucağı mı? Yoksa uyuşturucu türünden, unutturan keyif verici bir madde mi? Bundan bize ne?

soru sormak kolay olsa gerek,

rüyamı hatırladım tam şimdi.

bilmediğim bir mahalle vardı, komşular, bilmediğim ama rüyamdaki ben onları tanıyordu zannımca, bir mevzu vardı, önemliydi,

rüyamdaki ben önemsiyordu hatta endişeliydi de .. Ama neydi şu mevzu?

Neyse, bi parça koyayım da dinleyelim.



14 Ocak 2014 Salı

hakkaten

Bizim mi bu mutsuz suratlı seçimler ?

Bizim mi sebepler, sonuçlar ?

Bize mi işliyor şu tıkır tıkır zaman ?

Hakkaten ?

biz yoksak zaman yok mu yani,
ya da mutsuzluk
ya da sepep
ya da sonuç

yok mu bunlar biz yoksak.

ama bak onlar, şu gidenler mesela, yoklar,
bunların hepsi gene var.
duruyorlar kendi keyiflerince..

biz öylesineyiz.
onlar ise, şöylemesine..